Hükümlü


Acıyı biraz olsun daha az hissedebilmek için; endişe, korku, hayal kırıklığı gibi insanı tüketen duygulardan uzaklaşabilmek için kaçınılmaz olan ölümü düşünerek bunu kendine kalkan olarak kullanabiliyor insan. İnancına bağlı olarak bu bazen yeni korku ve endişeleri doğurabiliyor. Kendisini bu tür duygulardan koruyamamasına sebep olan nedir? Bulmak gerek, çünkü o insan benim.

Dünya üzerinde sayısız farklı inanca sahip insan var. Sadece din özelinde değil, herhangi bir konu hakkında olabilir. Duygu ve düşüncelerimizi bu denli yönlendiren dış etkenler varken bu inançlar sorgulanabilir mi? Hatta direkt etken diyelim ona, iç etken diyebileceğimiz ne var ki? Var olsun, tüm sosyoloji bilimini çöpe atalım. Bizi yönlendiren tüm o etkenlerin artık üzerimizde hiçbir etkisi yok. Yaradılışımızın en saf haliyle seçimlerimizi yapabilsek bile, bize o seçimleri yaptıran yaradılışımız değil mi? O haldeyken yanlış bir şeye inanıyorsak sorumluluk bize mi ait? Doğru olana inanıyorken şimdi yanlışsa inancımız, nedir bunun sebebi? Bizimle aynı etkenlere maruz kalacak biri yerimize konulduğu zaman sonuç farklı mı olacak? Evetse, o halde yaradılışımızda değil midir sorun? Hayırsa, insanları birbirinden nasıl ayırabilirsin iyi veya kötü diye? Hiçbir durumda insanın sorumlu tutulabileceğini göremiyorum.

Günümüzde dinler, en azından milyonlarca inanana sahip olanlar, insana sadece ölümden sonrası için var olma sözü vermekle kalmayıp dünyadaki davranışlarından da sorumlu tutuyor. Bu sorumluluk için özgür irade sahibi olmak da şart. İnsanın buna sahip olup olmadığı hala tartışılmaya devam edilen bir konu. Aramızda determinizm karşıtı olup özgür iradeye sahip olduğumuzu düşünenler var. Bilimin de ilerlemesiyle determinizmi reddedemeyen, özgür irade tanımını eğip bükerek özgür iradenin determinizm ile birlikte var olabileceğine inanmayı seçen insanlar da artışta. Bu ve benzeri düşüncedeki insanları bir araya getirelim, bu insanların ne kadarı neye inandığını seçebildiğini söyler? Dünya üzerindeki eylemlerimizin sorumluluğunu tartışalım; fakat eylemlerimiz haricinde düşüncelerimizle de yargılandığımız bir din söz konusu olduğunda mantığın insanın bedeninden ayrılışını şaşkın gözlerle izliyorum. Akla, mantığa aykırı gelen düşünceyi kabul edememek milyonlarca insan tarafından suç kabul ediliyor. Eminim ki özgür irade üzerine birkaç söz söylemek isteyip biraz düşünen birçok insan inancı ile fikirleri arasında çelişkiler bulacak ve muhtemelen bunları görmezden gelecektir.